YAĞ ENJEKSİYONU/ YAĞ DOLGUSU

İnsanların yaşı ilerledikçe yüzdeki dolgunluk azalır ve göz altı, dudak yanak bileşkesi gibi alanlarda çöküklük ve derinleşmeler görülür. Bu durumun 2 temel nedeni vardır; yer çekimine bağlı dokularda gevşeme ile sarkma ve yaşlanmaya bağlı olarak meydana gelen yüzdeki yumuşak doku azalması. Bunun dışında, genetik yapıya bağlı olarak bazı kişilerin yüzü kendilerini rahatsız edecek kadar zayıf olabilmektedir.

Yüzüne dolgu yaptırmak isteyen danışanlarımızın bir kısmı ise vücut olarak kilolu olsalar da zayıfladıklarında hemen yüzlerinden kilo verdiklerini söyleyen kişilerden oluşuyor. Bu kişilerde de dengeli ve orantılı yüz hatlarının oluşumunda yağ dolgusu oldukça etkili olmaktadır. Yine daha önce geçirilmiş diş abseleri, darbe veya travmaya sonrasında oluşan çöküklükler için yağ dolgusu ile onarım oldukça başarılı sonuçlar vermektedir.

Yağ Dolgusu Nasıl Etki Gösterir?

Bu konuyu hastalarımızın daha iyi anlaması için erkeklerde çok sık uygulanan SAÇ EKİMİ işlemini örnek verebiliriz. Nasıl ki saçlı bölgeden alınan saç kökleri saçsız alana ekildikten sonra orada yaşamaya başlar, zaman içinde nakledilen bazı saç köklerinde kayıp olsa da çoğunluğu yeni yerlerinde ömür boyu yaşamaya devam ederse yağ dolgusunda ki temel mantıkta budur.

İnsan vücudunda yağ bulunan bölgelerden kanül (şırınga veya iğne olarak da ifade edilir) yardımıyla alınan yağ hücreleri bir takım saflaştırma aşamalarından sonra istenilen bölgelere enjekte edilir. İlk 3 aylık süreçte kişinin genetik yapısı, beslenme ve yaşam tarzı, alışkanlıkları (sigara, tütün kullanımı) gibi birtakım faktörlere bağlı olarak ortalama %30-40 kadar yağ doku kaybı olabilirse de, kalan yağ hücreleri yeni yaşam alanlarında hayatiyetlerini sürdürecektir. Yağ dokusu arasında bulunan kök hücreler de yeni yaşam alanlarındaki dokunun özelliklerini kazanarak yüzde gençleşmeye katkıda bulunurlar.

Yağ Dolgusu Hangi Amaçlarla Kullanılır?

Meme ve popo büyütme yağ dolgusunun sık kullanıldığı alanlardır. Yine çarpık bacakların dolgu ile düzeltilmesi de yağ enjeksiyonuyla yapılmaktadır. Vücutta herhangi bir sebebe bağlı olarak oluşan çöküklükler için de yağ dolgusu oldukça etkilidir. Alın ve göz etrafındaki ince kırışıklıların doldurulması işleminde de kişinin kendi yağ dokusu sıkça kullanılır.

Yukarıda yazıldığı gibi birçok farklı uygulama alanları olsa da, yağ dolgusunun en sık kullanım alanı yüzdür. Tüm yüze yağ dolgusu yapılabileceği gibi sadece belirli bölgelere (elmacık kemiği, göz altı, nazolabial sulkus dediğimiz dudak yanak bileşkesi, dudak, alın bölgesi) yönelik de dolgunlaştırma işlemi yapılabilir.

Yüze yağ dolgusundaki en temel kazanım, yüzün daha genç bir görünüm almasıdır. Peki yağ dolgusu bunu nasıl sağlamaktadır? Yazımızda daha önce de söylediğimiz gibi, yüzdeki kaybolan dolgunluğu tekrar sağlamak ve yer çekimine bağlı olarak meydana gelen derin kırışıklık ve çöküklüklerin doldurulması zamanı geriye götürerek gençleşmiş bir yüz ortaya çıkarmaktadır.

Ameliyat Hakkında Bilgiler

Dolgu işlemi yapılacak bölgeler ameliyat öncesinde çizilir. Bu çizim ve işaretleme genellikle bir ayna karşısında hasta ve doktorun interaktif etkileşimi ile yapılır. Bu aşamada hastanın açık ve net bir şekilde yüzünde nasıl bir değişiklik istediğini, hangi alanların doldurulmasını arzuladığını doktoruna söylemesi ve plastik cerrahın da önceki tecrübe ve mesleki bilgisi ile hastasını yönlendirmesi gerekmaktedir.

Anestezi: Tüm yüze yağ enjeksiyonu ameliyatlarının genel anestezi altında yapılması hasta açısından daha konforludur. Yine yüze verilecek yağ miktarı ve dolgunluk seviyesinin ayarlanmasında lokal anestezi enjeksiyonu şişkinliğe neden olup dolgu seviyesinin anlaşılmasını azaltacağından önerilmemektedir. Ancak çok küçük alanlar ya da sinir bloğu ile uyuşturmanın mümkün olduğu dudağa dolgu yapılması gibi durumlarda, lokal anestezi ile işlem yapılabilir.

Nereden Yağ Alınır: Hastanın vücudundaki yağ dağılım durumuna göre yağ alınacak bölge değişebilir. Karın ve bacak iç kısmı en sık yağ alınan bölgeler olmakla beraber hasta istediğin de diz içinde yağlanma olan bölgelerden ya da gıdıdan yağ alınarak hastaya ek bir estetik fayda sağlanabilir.

Alınan Yağların İşlemesi: Yağlar ince kanüllerle (şişlerle) çekilip toplandıktan sonra, saflaştırma işlemine tabi tutulur ve atık sıvılarla kötü kalitedeki yağ parçacıkları uzaklaştırılır. Saflaştırma işlemi sonrasında hastaya daha kaliteli yağ verilmiş olur. Saflaştırma uzun dönemde yağın kalıcılık oranını yükselterek ameliyatın başarısı ve hastanın memnuniyetini arttırır.

Yağ Dolgunun Verilmesinde Dikkat Edilecek Hususlar: Yağ dolgusu işleminde azda olsa, çokta olsa kişiden kişiye değişen miktarda yağ kaybı mutlaka olmaktadır. Bundan ötürü ben hastalara bir miktar fazla dolgu yapmayı tercih ediyorum. Örneğin hastamızın elmacık kemiği üstüne dolgu yapılacağını düşünelim. Ameliyat sonrası istenilen hacim elde edilene kadar dolgu yapılıp, üzerine bir miktar daha yağ vermek daha iyi olmaktadır. Fazla dolgu sonrası her ne kadar ilk başlarda yüz olması gerekenden biraz daha fazla şişkin olsa da, üç aylık yağ dolgusu kaybı ve altı aylık iyileşme süreci sonunda daha tatminkar sonuçlar ortaya çıkmaktadır.

Yağ enjeksiyonun fazla yapılmasının tek istisnası göz altı yağ dolgusudur. Göz altı derisi oldukça ince olduğundan az bir fazlalık dahi hemen kendini belli eder ve gözaltı torbalarına benzer bir görünüme neden olabilir. Bundan ötürü ameliyat esnasında gözaltındaki çukur doldurulur ve fazla yağ enjeksiyonundan kaçınılmalıdır. Torbalanma görüntüsüne neden olacak fazla yağ verilmesindense, ofis şartlarında küçük bir işlemle yağ takviyesi yapmak daha tercih edilir bir yoldur.

Yine yağ dolgusu yapılırken tüm yağ dolgusunun bir alana verilmemesi önemlidir. Yağ dokusunun çevreden beslenmeyi kolaylaştıracak şekilde katman katman ve farklı yönlerde ışınsal olarak verilmesi kalıcılığı arttırır.

İz Kalır mı: Yüzde dolgu yapılacak olan alanlara milimetrik kesiler ve ince kanüller (yağ enjeksiyonu yapılan künt uçlu iğneler) ile ulaşılır. Bu küçük kesiler deri kıvrımlarına saklandığı için herhangi bir iz kalması durumu söz konusu değildir.

Ameliyat sonrası dönem

Ameliyat sonrası dönemde şişliğin az olması için buz uygulamasını çok tavsiye etmiyorum. Bunun sebebi buz damarlarda büzüşme ve kasılmaya neden olarak ödemi ve morarmayı azaltsa da yeni yerinde beslenme ihtiyacı olan yağ dokularının kan yoluyla beslenmesi ve oksijene ulaşmasını da engellemektedir. Bu da yağ kalıcılığını olumsuz olarak etkiler.

AMELİYAT SONRASI EN AZINDAN İLK 3 HAFTALIK DÖNEMDE KESİNLİKLE VE KESİNLİKLE SİGARA İÇİLMEMELİDİR. Sigara içilmesi yağlarda kayıp miktarını oldukça arttırmakta ve iyileşme sürecini geciktirmektedir.

Taburculuk Sonrası

Genelde ameliyat sonrası 3-4. günlerde yüzdeki şişlik ve morluk en tepe noktasına ulaşır. Ameliyat sonrası hastalarımıza antibiyotik, ağrı kesici ve morluk azaltıcı krem reçete edilir. Bunların kullanılması ameliyat sonrası mutlak gerekli olup toparlanma sürecini kısaltmaktadır. Çok hızlı ve çabuk oluşan şişlikler yine aynı hızla toparlanmakta ve genellikle 10 günlük istirahat süresi işe dönüş için yeterli olmaktadır.

Ameliyat sonrası yağ dokusundaki kayıp ilk 3 aylık döneme yayılır. İlk bir ay içinde enjekte edilen yağ miktarındaki kayıp en fazla miktarda olsa da takip eden 2-3 aylık dönemde de yine yağ miktarında kayıp olmaktadır. Yapılan işlemin nihai sonucunun alınması ise 6 ay -1 yıl arasını bulmaktadır.

Ameliyat sonrası 4. gün banyo yapılabilir.

Bölgesel şişlikler ve topaklanmalar için masaj faydalı olmaktadır.

İlk 2 hafta hastaların sağ ve sol yana yatmaları asimetrik şişkinliğe neden olacağından önermiyorum, sırt üstü yatmalarında fayda var.

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir